ABD 11 Eylül saldırılarının 18. yılını anıyor

0

ABD, yaklaşık 3 bin kişinin ölümüne neden olan ve ülkedeki en büyük terör saldırıları olarak tarihe geçen 11 Eylül saldırılarının 18. yılını anıyor.

Dünyanın seyrini değiştiren 11 Eylül 2001 saldırılarının üzerinden 18 yıl geçmesine rağmen etkileri hala devam ediyor.

ABD’nin 11 Eylül saldırılarının ardından terörle mücadele, demokrasi ve özgürlük götürmek adı altında Afganistan ve Irak’ı işgali, bu ülkelerde istikrardan çok istikrarsızlık, kargaşa, mezhep savaşları, yüz binlerce sivilin ölümü ve yeni terör örgütlerinin oluşmasına yol açmak ve milyarlarca dolara mal olmakla eleştirildi.

ABD Başkanı Donald Trump da ABD’nin Afganistan ve Irak’ı işgalinin büyük bir hata olduğunu sık sık dile getiren isimler arasında yer alıyor.

11 Eylül 2001’de ne oldu?
Amerikan finans sisteminin kalbi New York, 11 Eylül sabahı İkiz Kuleler’e yönelik terör saldırılarına uyandı.

Newark, Boston ve Washington’dan havalanıp San Francisco ve Los Angeles’a giden 4 yolcu uçağının kaçırılmasının ardından Los Angeles’a giden Amerikan Airlines’a ait kaçırılan yolcu uçağı, yerel saatle 08.46’da İkiz Kuleler’in kuzey yönündeki binasına çarptı.

Kuzey kulesi alevler içinde yanarken, United Airlines’a ait kaçırılan diğer bir uçak da ilk saldırıdan tam 17 dakika sonra canlı yayında güney kulesine çarptı.

İkiz kuleler hem ABD hem de tüm dünyanın canlı yayında izlediği saldırıların ardından milyonların gözü önünde dakikalar içinde yerle bir oldu ve Manhattan Adası toz bulutlarına büründü.

İkiz Kuleler’e saldırıların ardından kaçırılan bir diğer uçak ise ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) binasına çarptı.

Kaçırılan son uçak ise Pennsylvania eyaleti kırsalında F-16’lar tarafından düşürüldü.

11 Eylül saldırıları sonucu uçakları kaçıran 19 saldırgan hariç, New York, Washington and Pennsylvania’da toplam 2 bin 977 kişi hayatını kaybetti.

Saldırılarıysa El-Kaide terör örgütünün lideri Usame Bin Ladin üstlendi.

11 Eylül saldırıları, tarihin akışını değiştirdi
ABD’nin 11 Eylül saldırılarına ilk cevabı, Afganistan’a girmek oldu.

Dönemin ABD Başkanı George W. Bush, Taliban’ın ABD’nin El-Kaide lideri Usame Bin Ladin’in iadesini reddetmesi üzerine 7 Ekim 2001’de Afganistan’ı işgal ederek Taliban rejimini devirdi ve ülkede iktidara Batı’ya daha yakın duran Hamid Karzai geçti.

ABD’nin Afganistan’ın teröristlerin ”üssü” olmasını engellemesi için başlattığı operasyonlardan 18 yıl sonra ülke son dönemde DEAŞ militanlarının da barınmaya başladığı teröristler için güvenli bir liman haline geldi.

ABD’nin Afganistan’ı işgalinden bu yana ise ülkede 50 binin üzerinde sivil ve 2 bin 400 civarında Amerikan askeri hayatını kaybetti.

ABD liderliğindeki NATO güçlerinin Afganistan’daki savaş misyonu 28 Aralık 2014’te Kabil’de düzenlenen törenle resmen sona ermesine karşın ABD hala “terörle mücadele” ve “ülkeyi yeniden inşa etme” gerekçesiyle ülkedeki askeri varlığını sürdürüyor.

ABD’nin Afganistan’da şu an yaklaşık 14 bin askeri bulunuyor.

Irak’ın işgali
Afganistan’ın işgalinin ardından Bush yönetimi, 20 Mart 2003’te Irak’ta kimyasal silah bulunduğu gerekçesiyle ”önleyici savaş” (preventive war) adı altında Birleşmiş Milletler Güvenlik kararı olmadan Irak’ı işgal etti ve Saddam Hüseyin’i devirerek idam etti.

ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından mezhep savaşları ülkede yüz binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu.

İşgal yönetimi ülkeyi yeniden yapılandırırken kuzeydeki Kürt gruplar ile merkezi yönetim arasında derin görüş ayrılıkları etnik gerilimi artırdı.

Ülkede 2005 yılında Kürtlere “Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi” adlı yönetim şekli tanındı.

Irak, Amerikan işgalinin ardından Orta Doğu’da en karmaşık sorunlara sahip ülkelerden biri haline geldi.

Irak’a “istikrar ve demokrasi” getireceği vadedilen operasyona “Irak’ı Özgürleştirme Operasyonu” adı verildi ancak askeri müdahaleler sonucu yüz binlerce sivilin yaşamını yitirdi.

Sivil kayıpları ve milyarlarca dolara mal olan Irak işgali aynı zamanda terör örgütü DEAŞ’ın ortaya çıkmasına zemin hazırladı.

DEAŞ’ın doğmasıyla Irak halkı soykırım gibi savaş suçlarına da maruz kaldı.

Yeni dünya düzeni
11 Eylül terör saldırıların ardından başlayan ”yeni dünya düzeni” terörle mücadelede yeni güvenlik stratejilerini de beraberinde getirdi.

Saldırılarla beraber sadece ABD’de değil tüm ülkelerde ulusal güvenlik algısı değişti. Devletler ulusal güvenliğe daha fazla para ayırmak zorunda kaldı.

Artık sadece konvansiyonel ya da kimyasal silahlar değil herhangi bir şüpheli araç, kişi ya da paket terör tehdidi olarak algılanmaya başlandı.

Havalimanları başta olmak üzere halka açık alanlarda daha fazla güvenlik önlemleri alındı, böylece yeni bir güvenlik anlayışı ve sektörü ortaya çıktı.

İslamofobi ve 11 Eylül
11 Eylül saldırıları başta ABD olmak üzere, Batı’da Müslümanlara karşı işlenen nefret suçlarında büyük artışa ve İslamofobinin giderek derinleşmesine neden oldu, medyada ”İslamcı terör” ve ”radikal islam” kavramları sık sık kullanılmaya başlandı.

Araştırmalar, medyanın, Müslümanların adının karıştığı terör saldırılarına diğer din ya da gruplara mensup kişilerce düzenlenen saldırılardan daha fazla yer verdiğini ortaya koydu.

Bush yönetimi, genel olarak Ortadoğu’da savaş yanlısı politika izlediği gerekçesiyle hem ABD’de hem de diğer ülkelerde sık sık eleştirilerin hedefi oldu. Afganistan’ı işgal ederken birçok ülkenin desteğini alan Bush yönetimi, aynı desteği Irak’a girerken bulamadı.

Bush’un ardından ABD başkanlığına gelen Barack Obama, “savaş karşıtı lider” olarak öne çıktı. Obama, başkanlığı döneminde Amerikan askerlerinin büyük bir kısmını Afganistan ve Irak’tan çekti.

El Kaide lideri Usame bin Ladin, Obama’nın başkanlığının birinci döneminde ele geçirildi ve öldürüldü.

Irkçı ve Müslümanlar karşıtı söylemleriyle öne çıkan ABD Başkanı Donald Trump da gerek seçim kampanyaları gerek göreve geldiği 2017 yılından beri 11 Eylül’ü gerekçe göstererek bazı Müslüman ülkelerin vatandaşlarına ABD’ye seyahat yasağı getirmek gibi bazı İslamofobik adımlar attı.

ABD’nin Afganistan’a askeri müdahalesinin büyük bir hata olmakla eleştiren Trump yönetimi ise bir süredir Taliban ile barış müzakereleri yürütüyordu ancak iki Amerikalı askerin Taliban saldırıları sonucu hayatını kaybetmesinin ardından Trump, görüşmeleri askıya aldı. Trump, Taliban ile anlaşmaya varıldığı takdirde ise Afganistan’daki Amerikan askerinin bir kısmını geri çekerek, ülkede 8 bin 600 asker bırakmayı planlıyor.