Erdoğan: Her üniversite mezunu iş bulur diye bir kural yok

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, akademik yıl açılış töreninde yaptığı konuşmada “Bazı üniversiteler hala kendileriden beklediğimiz yere ulaşamamış durumda” açıklamasında bulundu. Erdoğan ayrıca, “Vakıf üniversiteleri vakıf olmaktan çıkmışlar, adı vakıf ama tamamen ticari çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Yükseköğretim Akademik Yıl Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, yükseköğrenimde başarının yolunun üniversite olmanın genel niteliklerini muhafaza ederek belirli alanlarda ihtisaslaşmadan, uzmanlaşmadan ve markalaşmadan geçtiğini vurguladı.


Her üniversitenin her alanda ve aynı standartta eğitim öğretim veremeyeceği dikkate alındığında bu durumun kaçınılmaz olduğuna işaret eden Erdoğan, “Üniversitelerimizi ihtisaslaşma yolunda ne kadar cesaretlendirirsek buralara tahsis ettiğimiz kaynakların o derece verimli ve etkin değerlendirileceğini düşünüyorum. Araştırma üniversiteleri ve bölgesel kalkınma odaklı üniversiteler gibi girişimleri bu doğrultuda atılmış önemli adımlar olarak görüyorum” diye konuştu.
Erdoğan, halen 10 ihtisas üniversitesi, 11 araştırma üniversitesi ve 5 de aday araştırma üniversitesi ile yürütülen çalışmaların bir an önce hedefine ulaşması temennisinde bulundu.

Türkiye’de eğitim öğretim imkanlarının genişlemesi, özellikle üniversite mezunlarının sayısının artmasının yeni bir durumu da beraberinde getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Yetişmiş insan gücümüzün sınırlı sayıda olduğu dönemlerde diploma ile ehliyet aşağı yukarı eş anlamlıydı. Ama tüm evlatlarımızın artık bu imkana sahip olduğu günümüzde diploma tek başına bir anlam ifade etmiyor. Geçmişin ‘ne iş olsa yaparım’ istihzası ile bugünkü ‘diplomalı ama işe yaramaz’ dokundurması aynı anlayışın ürünüdür.

Bilim elbette uzun soluklu ve sabırlı bir çalışma gerektirir ama üniversiteye giden her öğrencimiz bilim adamı olamayacağına göre bunların reel dünyada daha etkin karşılık bulmasını sağlamanın yollarını aramak durumundayız. Bu bakımdan gençlerimizi sadece diploma değil aynı zamanda birikim ve beceri sahibi yapacak yöntemler geliştirmeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üretken, rekabetçi ve istikrarlı bir istihdam piyasasına kavuşmasını en az bu alandaki sayısal başarılar kadar önemli gördüğünün altını çizdi.

Bu çerçevede mesleki eğitimin yeniden ele alınması ve gençler için cazip hale getirilmesinin şart olduğunu belirten Erdoğan, “Organize Sanayi Bölgelerinde açılan meslek yüksekokulları bu çerçevede önemli birer adımdır. Meslek liseleri ve diğer meslek yüksekokulları için de benzer yöntemler geliştirilmelidir. Aynı şekilde mühendislik ve fen bilimleri öğrencilerinin de eğitim öğretim hayatlarını sektörle yakın ilişki içinde sürdürebilecekleri yollar bulunmalıdır” dedi.

Erdoğan, özellikle gençlerin yoğun ilgi gösterdiği, kariyer uzmanlığı olarak ifade edilen alanlardaki yeterlilik sınavlarında çıtanın giderek yükseldiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hem kamuda hem özel sektörde açılan pozisyonlar için yapılan tanımlarda diploma sadece bir faktör haline gelmiştir. Bu tür işleri ancak yabancı dilden birikime ve beceriye kadar pek çok ilave şartın karşılanmasıyla ulaşılabilmektedir. Üniversitelerimizdeki ihtisaslaşma bu ihtiyacın bir kısmını karşılayabilir ancak asıl yapmamız gereken eğitim öğretim sistemimizi belki de okul öncesinden başlayarak bir bütün olarak bu yönde değiştirmek olmalıdır.
Biz çocuklarımızın, gençlerimizin, milletimizin her bir ferdinin zekasına, kabiliyetine, çalışkanlığına, üretkenliğine, azmine güveniyoruz. Yapmamız gereken bu büyük potansiyeli eğitim öğretim yoluyla hem bireylerimizin hem milletimizin hem devletimizin hayrına neticelere vesile olacak şekilde eğitmek, yönlendirmektir. İnşallah hep birlikte bu meseleleri çok daha fazla konuşacak, tartışacak ve hedeflerimize uygun şekilde başarıya ulaştıracağız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, eğitim, sağlık, adalet, ulaştırma, enerji gibi temel hizmet alanlarında Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarını, atılımlarını gerçekleştirirken Türkiye’nin bekasını ilgilendiren kritik konularda önemli mesafeler kat ettiklerini anlattı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile Astana platformunun 5. zirvesini Ankara’da gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, “Ankara Zirvesi’nde yaptığımız ikili ve üçlü görüşmelerde Suriye’deki insani ve siyasi krizin çözümü konusunda çok önemli kararlar aldık. Zirvenin en önemli kazanımlarından biri siyasi sürece yeni bir dinamizm kazandıracak olan Anayasa Komitesi üyelerinin onaylanmasıdır. Böylece komitenin oluşumundaki tüm pürüzler giderilmiştir. Bir diğer husus ise büyük bir göç dalgası potansiyelini de içinde barındıran İdlib’deki sıkıntılı durumun en azından bir parça rahatlamasını sağlayacak görüş birliğine varılmış olmasıdır” değerlendirmesinde bulundu.

“Suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal eden Fırat’ın doğusundaki bölücü terör örgütüyle ilgili endişelerimizin muhataplarımız tarafından da önemli ölçüde paylaşıldığını gördük” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Bu durum Amerika ile yürüttüğümüz güvenli bölge çalışmalarının bir an önce sonuçlanmasını özellikle güçlendirdi. Zirve sırasında ve sonrasında yaptığımız açıklamalarda ifade ettiğimiz gibi iki hafta içinde buradan bir sonuç çıkmazsa kendi hareket planlarımızı devreye sokacağız. Avrupa ülkelerinden hem İdlib hem Fırat’ın doğusu konusunda çok daha güçlü bir destek bekliyoruz. Artık laf bizi doyurmuyor. Laf ola beri gele yok, icraat bekliyoruz.”


Erdoğan, 3 milyon 600 bin mülteciyi Türkiye’de ağırladıklarını belirterek, “Dünyada bunun benzeri yok. Öyleyse Batı da bunun benzerini yapması lazım. Şayet İdlib’de sükuneti hızla sağlamazsak bu bölgede yaşayan 4 milyon insanın yükünü kaldıramayacağımızı açıkça söylüyoruz. Fırat’ın doğusunu güvenli hale getirmek suretiyle buraya güvenli bölgenin derinliğine bağlı olarak 2 ile 3 milyon arasında halen ülkemizde ve Avrupa’da yaşayan Suriyeli sığınmacıyı iskan edebiliriz” diye konuştu.
Her iki hususun Türkiye kadar Avrupa’yı da yakından ilgilendirdiğine işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:


“Türkiye’nin mücadelesine verilen desteğin samimiyeti ve boyutu bu sorunların çözümüne veya derinleşmesine yol açacaktır. Biz kendi sınır güvenliğimizi garantiye alma yanında özellikle Suriye’nin toprak bütünlüğü ve siyasi birliği temelinde bir çözüm için samimi çaba göstermekten asla vazgeçmedik. Buna karşılık bölgede etkinlik gösteren her ülkenin aynı tavır içinde olmadığı da bir gerçektir. Ülkemizin yaklaşımı böylesine insani ve çözüm odaklıyken hala önümüze külfet paylaşımından terör örgütlerine dirsek temaslarına kadar her konuda engeller çıkartılmasını kabul edemeyiz. Önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmeler, Suriye krizinin suhuletle mi çözüleceği, yoksa derinleşeceği mi hususunda belirleyici olacaktır.”

2019-2020 akademik yılının hocalara ve öğrencilere hayırlı olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak hem kendi güvenliğimiz hem de Suriyeli kardeşlerimizin geleceği için ilkeli ve aktif tutumumuzu sonuna kadar devam ettirmekte kararlıyız. Yürüttüğümüz bu tarihi mücadelede kamuoyumuzun tüm kesimleri gibi akademi dünyamızdan da destek bekliyoruz” şeklinde konuştu.

Törenin sonunda Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Yekta Saraç, Erdoğan’a “Klasik Edebiyat Bilgisi” isimli kitabını hediye etti.