Sırrı bugün bile çözülemedi! Mezarına dokunan herkesi lanetleyen firavun

0

Altın hazinelerle dolu mezarı ve bu mezara dokunan her bir kişiyi ölümün soğuk yüzüyle tanıştıran firavun Tutankamon dünyanın ilgisini çekmeye devam ediyor. (Hera Syndulla-Onedio)

18.hanedanın sonlarına doğru Eski Mısır’ın en ihtişamlı günlerini yaşadığı dönemde hüküm süren Tutankamon, ilk tahta çıktığında büyük bir kaosun içine düşmüştü.

Tutankamon tahtı devraldığında Mısır karışıklık içindeydi. Tutankamon’dan önce tahtın sahibi olan ve Tutankamon’un babası olduğu düşünülen firavun Akhenaten, halkı güneş tanrısı Aten’e tapmaya zorluyordu ve eski gelenekler tamamen hiçe sayılmaktaydı. Kafir firavun adıyla anılan Akhenaten eski tapınakları kapattırmış ve rahiplerin ibadet ettiği bir tanrı olan Amen’in tüm heykellerini yıktırmıştı. O dönemlerde halkın yaşamış olduğu o gerginliği tahmin edebiliyor musunuz? Tam anlamıyla bir kaos ortamı…

Akhenaten yalnızca halkı dini bir karmaşanın içine sürüklemekle kalmamış, Mısır’ın başkentini Nil’in bereketli kıyılarından alarak ülkenin batısındaki Akhetaten adını verdiği çöle taşımıştı.

20 bin işçi buraya sıfırdan bir şehir kurmak zorunda kalmış ve bu verimsiz arazi üzerine alınan tüm kararlardan mutsuz bir halk yerleştirilmişti. Akhenaten’in ölümünden sonra Tutankamon’un tahta çıkması da halkın şüphelerini ortadan kaldırmamıştı, çünkü yeni firavun henüz 8 yaşında küçücük bir çocuktu. Artık Tutankamon’un ya da halkın şansına mı diyelim, küçük firavunun etrafında onun doğru kararlar almasına yardım edecek birbirinden zeki üst düzey kurmaylar vardı neyseki… İlk iş olarak başkent tekrar Nil’in bereketli kıyılarına taşındı ve ardından Mısır bir yenilenme döneminin içine girdi.

On yıl boyunca ülkeyi başarılı bir şekilde yönetmeyi başaran ve artık genç bir delikanlı olan Tutankamon, henüz 9 yaşındayken üvey kardeşi Ankhesenamen ile evlendirilmişti.

Eski Mısır’da akraba evlilikleri çok yaygındı, bu da çocuklarının fiziksel engellerle ve çeşitli hastalıklarla doğmasına neden oluyordu. Tutankamon da benzer bir sorun yaşıyordu, kafatası şekilsel olarak eğriydi ve bir ayağı çarpıktı. Muhtemelen başka sağlık sorunlarıyla da boğuşan genç firavunun ne yazık ki kendisinden sonra tahta geçecek bir varisi de olmamıştı. Bütün bunların ardından, kardeş evliliğinden kaynaklanan genetik bir rahatsızlıktan mı yoksa bacağını kırdığı için yakalandığı ölümcül bir iltihaplanmadan dolayı mı bilinmez, 18 yaşındaki genç firavun beklenmedik bir anda hayatını kaybetti.

Tutankamon iktidarı ele geçirme hırsıyla yanıp tutuşan biri ya da birileri tarafından öldürülmüştü belki de, bilemiyoruz. Bildiğimiz tek şey, bu zamansız ölümün acilen çözülmesi gereken büyük bir soruna yol açmış olduğu…

Çok genç yaşta öldüğü için Tutankamon’un gömüleceği mezar henüz hazır değildi ve işin açıkçası kimse de böyle bir şeyin gerçekleşeceğini tahmin etmemişti. Bu nedenle Tutankamon’un ebedi istirahati için bir başkası adına inşa edilmiş, hazır durumdaki bir mezara gömüldüğü düşünülüyor. Tutankamon’un ardında tahta geçecek bir evlat ya da varis bırakmadan ölümünün üzerine, ülke yeniden siyasi bir krizin eşiğine gelmişti. Bu belirsizlik hali 20 yıl boyunca devam etti ve yeni bir hanedanın kurulmasıyla birlikte ortadan kalktı. Genç firavun ise mezarı tekrar açılana kadar unutulup gitmişti…

Tutankamon’un ölümünden yaklaşık 3 bin yıl sonra Avrupa’nın zenginleri, evlerini Eski Mısır’dan kalma eserlerle doldurmaya merak sarıp başkentin çevresindeki gömü alanlarını birer birer kazmaya başlamışlardı.

Bu kişilerden biri de Lord Carnarvon’du. 1907’den itibaren, Lord Carnarvon yürüttüğü kazıları yönetmesi için Howard Carter’ı işe almış ve ikili bu kazı çalışmaları sırasında nispeten başarıya ulaşmıştı. Ancak en büyük başarıları çok daha sonra ve biraz da Howard Carter’ın inadı sayesinde gelecekti. Lord Carnavron, kazıları bitirme planları yaparken Carter kendisini bir süre daha kalmaya ikna etmişti. Muhtemelen Carter’ın içgüdüleri ona devam etmesini söylüyordu, ki bir süre sonra bu hislerinde yanılmadığı ortaya çıktı. Carter büyük bir keşfe imza atmış ve 5398 eşyayla birlikte gömülen genç firavun Tutankamon’un mezarına ulaşmayı başarmıştı…

Tutankamon’un mezarında iki kız bebek de vardı, bunlar tahminen eşi Ankhesenamun’un doğurduğu ve hayatta kalmayı başaramayan çocuklarıydı. Gelenekler gereği, bu bebekleri mumyaladıktan sonra babalarının yanına gömmüşlerdi.

Bu inanılmaz keşif tüm dünyada büyük ses getirmişti. Howard Carter, heyecan içinde herkese bu altın eşyalarla dolu mezarı anlatıyordu. Ancak Tutankamon’un mezarı bulunduktan bir sonra ilginç olaylar baş göstermeye başladı. Söylenenlere göre genç firavunun mezarında çeşitli yazılar bulunmuştu ve bu yazılardan biri şöyle diyordu:

Kazılar devam ettiği sırada Carter’ın kafeste beslediği kanaryayı kobra yılanı yemişti ve olayı duyan işçiler Mısır hükümdarlığının simgesi olan kobra yılanının bu şekilde ortaya çıkmasını belanın habercisi olarak yorumladılar.

Lord Carnavron’un rahatsızlanıp ölmesi de bu duruma tuz biber ekmişti. Hasta bakıcı lordun öldüğünü ilan ettiği sırada elektrikler kesilmiş, aynı saatlerde Carnavrondun İngiltere’deki şatosunda yaşayan köpeği titreyip ulumaya başlamıştı. İşin garip tarafı bir süre sonra köpek de ölmüştü. Lordun ölüm sebebinin kan zehirlenmesi olduğu söylendi. Howard Carter mezarın lanetli olmadığını söylüyordu. Ancak Tutankamon’un mezarını ziyaret eden arkeolog ve turistlerden bazıları da kısa bir süre sonra hastalanarak öldüler. Bunların hepsi yalnızca bir tesadüf olabilir miydi?

Bütün bu ölümlerin sebebi olarak, havalanan tozdaki bakteriler olduğu öne sürüldü. Ancak Bilim adamı Alfred Lucas, bazı bakteri örneklerini inceleyerek, bir tanesi hariç diğerlerinin zararsız olduğunu söyledi.

Bir süre mezar duvarlarını kaplayan mantarın bir alerjiye neden olduğu sanıldı, lakin bu da kanıtlanamadı. Eski Mısırlıların çok etkili zehirler ürettikleri biliniyordu. Açılan tüm mezarlarda böyle zehirler arandı ama bulunmadı. Üstelik mezarla bir şekilde ilgisi olan ya da ziyaret eden kişiler birer birer ölmeye devam ediyordu. Bu ölümler içerisinde belki de en ilginç olanı firavunun mezarındaki eserlerin müzede sergileneceği bölümün müdürü Dr. Gamaleddin Mehrez’in ölümüydü. Lanetin gerçek olmadığını, hayatı boyunca mezarlarla ve mumyalarla uğraşan biri olarak hala yaşamaya devam ettiğini söyleyen Mehrez, bu sözlerinin ardından yaklaşık dört hafta sonra hayatını kaybetti.

İşte bütün bu söylentiler eşliğinde, firavunun mezarına olan ilgi de her geçen gün büyümeye devam etti. Mezarda gizli bir odanın var olduğuna inanılmasından tutun, Tutankamon’un Nefertiti’nin oğlu olabileceği ihtimaline kadar pek çok tez ortaya atıldı.

Peki, biz bunları neden mi anlatıyoruz? Çünkü Tutankamon’un mezarı, 9 yıllık bir çalışmanın ardından restore edilip tekrar ziyarete açıldı ve genç firavun yeniden herkesin merak konusu oldu. Lanet gerçek miydi ve mezarı ziyaret edenlerin başına gerçekten kötü şeyler geliyor muydu bilemiyoruz ancak mezarı merak edenler ve olası bir lanetle karşı karşıya kalmak istemeyenler için Reuters’ın objektifine yansıyan kareleri paylaşalım istedik…